TURKBUDO
SALİH ÇAM
NANBUDO OKULU
FAALİYETLER
BUDO TARİHİ
TÜRK KARATESİ
NUNCHAKU
SITELER
NANBU KATALARI
RANDORİ NO KATA
 

NANBUDO NUNCHAKU BO

BUDO TARİHİ


MÜCADELE SANATLARININ TARİHİ

BODHIDARMA

Efsaneye gÖre, hintli budist rahip Bodhidarma, milattan Önce 520 yIlIna doĞru, uzun bir yolculuktan sonra Çin'e gelerek Shaolin manastırına yerleşmiş. Burada bir taş duvarın önünde 9 yıl süren bir meditasyon hali yaşamiş. Bu durumdan çıkışında el ve ayaklarını kullanamaz duruma gelmiş. Böylece bir sonuca varmış: zen ile aydınlanma aranırken beden zarar görmemeli ve daha çok beden ile ruh birliğini sağlamalı.
Bu düşünce ile bir gurup fizik egzersiz antrenmanları geliştirmiş. Bu antrenmanların temeli silahsız dövüş ve solunum egzersizleri imiş. Bu çalışmalarla beden ve ruh birlikte eğitilecek ve gerçek bir budist rahip olunarak aydınlanmaya kavuşulacakmış. Bu sanata Çin'de kempo adı verilmiş. Ayrıca "shih po lo han sho" adı da verilir. Bunun anlamı Lo Han'ın 18 eli demektir. Yani bu ilk savunma sanatının toplam 18 teknigi vardir. Bugun kung-fu olarak genel bir isim verilen Cin savunma sanatlarinin ilk temelide bu tekniklerdir.
Bodhidarma'nın ölümünden sonra, eşkiyalar shaolin manastırını yağmalayarak yakmışlar. Bu dönem çok karışık ve emniyetsiz bir dönemmiş. Rahipler hem dini eğitimleri ve hem de kendilerini ve manastırlarını savunmak için ustalarının geliştirdiği ve savaş sanatlarının temeli olan bu sanatı büyük bir titizlikle çalışmaya başlamışlar. Bu dönem de bu sanata Chuan Fa (yumruk sanatı) adı da verilmiş.
Bu metod zamanla rahipler kanalıyla, Çin'in değişik bölgelerine, Kore ve Okinava'ya ulaştırıldı. Buralarda kempo yerli ustaların yaptığı değişiklikler ve eklentilerle farklı formlara girdi. Okinava'da daha çok tang-te adıyla anıldı. Daha sonraları pekçok metod ortaya çıktı. Ancak bunlardan üçü en çok tanınan metodlar oldu: Shuri-te, Naha-te, Tomari-te. Bu metodlardan da bugün bilinen geleneksel karate stilleri doğdu.



ANKOH ITOSU (1830-1915)

1830 yılında Shuri'de doğdu. 16 yaşında Kosaku Matsumora ustanın öğrencisi oldu. Kısa zamanda büyük aşama gösterdi. Özellikle kolları çok kuvvetliydi. Katıldığı musabakalardan zaferle çıkıyordu. Sonunda Naha-te okulunun ünlü döğüşcüsü Tomoyose ile musabaka yaptı. Bu usta döğüşçü o güne kadar bütün rakiplerini yenmişti. Ancak daha ilk atakta Ankoh Itosu bir Shuto-uke tekniği ile onun kolunu kırdı. Maç başlarken bitti. Ankoh Itosu en büyük ve ünlü döğüşçü olarak ün kazandı.
Mücadele sanatını resmi olarak ilk defa TO-DE adıyla okullarda öğretmeye başladı. Bugün bilinen karatenin ilk kurucusu odur.
Pinan katalarını ilk defa o kurmuştur. Yine Naihanchi (tekki) katalarını da 3 adet olarak yeniden düzenlemiştir. Pekçok büyük usta yetiştirmiştir. Onların arasında en çok tanınanları şu isimlerdir:
Gichin Funakoshi, Kenwa Mabuni, Kentsu Yabu, Chomo Hanashiro, Kanken toyama, Shinpan Shiroma, Chotoku Kyan...




GICHIN FUNAKOSHI (1869-1957)

1869 yılında Shuri'de doğdu. 11 yaşında Itosu Ankoh ustanın öğrencisi olarak TO-DE (okinawa-te) öğrenmeye başladı.
1922 yılında Tokyo'da bulunan KODOKAN merkezinde büyük ustaların önünde ilk defa to-de gösterisi yaptı. Bu gösteriden sonra judonun kurucusu Jigoro Kano ile büyük bir dostluk kurdu.
Kano ustanın ve milli eğitim bakanının ricası üzerine Tokyo'ya yerleşti ve üniversitelerde to-de dersleri vermeye başladı. O bir edebiyatcı idi ve yazar olarak Shoto lakabini kullanıyordu.
1936 yılında Tokyo'da ilk dojosunu kurdu. Buraya shotonun evi anlamına gelen Shotokan adını verdi. Bir müddet sonra, Japon milliyetçiliğinin etkilerini dikkate alarak, çinlinin eli anlamina gelen to-de adını bıraktı ve sanatına Japonca silahsız el anlamına gelen karate adını verdi.
Pinan katalarını yeniden düzenleyerek, heian adını verdi. Bodhidarma felsefesini ve inancını karateye dahil etti. Kihon çalışmalarını geliştirdi. Kihon ippon kumite ve sanbon kumite çalışmalarına büyük önem verdi. Yüksek duruşlar kullanıyor ve yakın dövüş tekniklerini ve özellikle el tekniklerini çalışıyordu. Sadece tek bir ayak tekniği vardı; mae-geri (öne tekme). Jui-jitsu, judo, aikido ve hatta bokstan bazı teknikleri alarak karate içinde yeniden düzenlemişti. Özellikle çok sert savunma teknikleri (uke) kullanıyordu.
1945 yılında shotokan dojosunu oğlu Yoshitaka'ya bırakarak Okinawa'ya geri gitti. 1957 yılında, nisan ayında hayata veda etti.
Kurduğu karate sanatı oğlu Yoshitaka tarafından çok büyük değişikliklere uğratıldı. Adeta yeniden kuruldu. Bugün çalışılan shotokan stili Yoshitaka Ustanin eseridir. Funakoshi senseinin kurduğu sanattan oldukça farklıdır.
Gichin Funakoshi ustanın en önemli tavsiyesi şudur; " Karate ni sente nashi".. Yani karatede ilk atak yoktur. Bu demektir ki karate savunma sanatıdır ve yalnızca karşı atak kullanılır. Bunu çok derinden anlamak gerekir.

MÜCADELE SANATLARININ ADLANDIRILMASI

Mücadele sanatlarının gruplara ayrılmasi ve adlandırılmasi oldukça zordur. Karate, taekwon-do, kung-fu, kenpo dediğimiz budo sanatları tek başlarına birer budo sanatı değil benzer sanatların ortak isimleridir. Karate deyince tek bir budo sanatı anlamamiz doğru değildir. Çünkü değişik karate stillerinin herbiri farklı sanatlardır.
Bunu daha iyi anlayabilmek için şöyle bir örnek verelim: 4 karateci olduğunu ve bunların her birinin başka bir stil çalıştığını duüşünelim. Biri shotokan ikincisi kyokushinkai üçüncüsü yoseikan ve dördüncüsüde nanbudo çalışıyor olsun. Diyelim ki herbirinin yakın tarihte musabakası var. Birbirlerine deseler ki hepimiz karateciyiz, birlikte çalişarak musabakalara hazırlanalım. Karategilerini giyip tatamiye çıktıklarında birlikte musabakaya hazırlanmalarının mümkün olmadığını görürler. Çünku herbir stilin kumite kuralları ve kataları farklıdır.
Başka bir örneğimizde iki karatecide goju-ryu çalışıyor olsunlar. Ancak birincisi geleneksel okinawan goju-ryu diğeri ise nippon goju-ryu çalışıyor olsun. İkiside goju-ryu çalışmasına rağmen, antrenman sistemleri ve kumiteleri çok farklıdır. Okinawan goju-ryu çalışmaları çok serttir. Antrenmanları kyokushin stilinden bile daha sert ve zorludur. Halbuki nippon goju-ryu yapanlar WKF musabakalarına katıldıkları için antrenman metotlarıda farklılaşmiş ve sportif karate şekline dönüşmüştür. Bu nedenle bu iki karatecide birlikte antrenman yaparak musabakalara hazırlanamazlar.
Bu yüzden bütün bu farklı stilleri sadece karate diyerek adlandırmamız hatalı olacaktır. Japonya çıkışlı olup japonca teknik adları kullanan benzer mücadele sanatlarının ortak adı karatedir. Ben karateciyim diyen kişinin daha net anlaşılabilmesi için hangi karateyi çaliştığını da bildirmelidir.
Aynı durum kung-fu içinde geçerlidir. Aslında kung-fu adıyla tek bir budo sanatı yoktur. Her bir kung-fu stili farklı bir sanattır ve birbirlerine benzemezler. Mesela taichi chuan ile shaolin birbirlerinden tamamen farklıdır.
Taekwon-do da iki farklı stildir ve kuralları tamamen farklıdır. Bu nedenle birine ITF diğerine WTF adı verilir.
Kenpo ise daha da karmaşıktır. Cünkü kenpo stillerinin ortak bir dili yoktur. Herbiri diğerinden farklıdır. Bu nedenle ortak isimlendirme daha zordur. Mesela nippon kenponun dili japonca, kaju kenponun dili ingilizce, rus kenposunun dili rusçadır. Bazı kenpo stilleri tam vuruşludur ve koruyucular kullanır. Bazıları kontrollü vuruş kullanır. Bazı kenpo stilleri ise musabakayı reddeder. Kenpo için şöyle ortak bir tanım söylenebilir: Yakın dövüşe daha fazla önem veren, farklı dillerde benzeri budo sanatlarına kenpo denir.






 
 

 



 


 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=